Doksanıncı yılda doksana atılan gol...



  •           Önce Cumhuriyete kavuşmamızın 90. yılı, Cumhuriyete inanan, erdemlerini özümsemiş, kendini bu toprakların yegane ve tek sahibi ve mirasçısı gören tüm dost, kardeş, arkadaş velhasıl bilcümle herkeze kutlu olsun.
             90. yılını kutladığımız bir günde Türk Milleti en yüce makamdan gelen haber ile derinden yaralandı, sarsıldı.
            " DOKSANINCI YILDA DOKSANDAN GOL YEDİ CUMHURİYETİMİZ."

            Bu nasıl bir zihniyettir ki; vatan hainliği tescilli, defalarca konserlerinde terör örgütüne ve çocuk katiline methiyeler düzmüş Türk Milletini "Salak" diye yad eden, methiyeler düzdüğü terör örgütü lideri tarafından bile sevilmeye, "yalaka, yavşak" yaftaları ile bahsedilen bir sözüm ona sanatçıya "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"'ne layık görüyor.

            Merak ediyorum; bu komisyonda kimler var? Cumhurbaşkanı kendisi mi kara veriyor? Cumhurbaşkanının önünden kaçanlar, ona bu telkini sağlayan, böyle bir günde, böyle bir haini ödüllendirme cüretini sağlayan kim?

            Meşhur bir hikayedir;
           "Kadın evden çıkar, yanında evin beslemesi, peşlerine bir külhanbeyi takılır. Besleme olayı fark eder kadına söyler kadın; "Dubakale" der, külhanbeyi omuz atar, dubakale, yanak okşar, dubakale, peşlerinden evin kapısına gelir, dalar içeri, dubakale, yatak odasına kadar girer, dubakale.. Besleme olayı evin beyine anlatır. Kadın sorguya çekilir. Ben de bir şey yapacak sanmıştım vire, bildiğimiz şey işte, der."

          Ermenistan maçını hatırlıyor musunuz? Hani dostluk için di. Azeri bayrakları stada alınmamış hatta polis zoru ile renkleri çağrıştıran kıyafetler bile tahrik edici bulunarak staddan uzaklaştırılmıştı. İşte ilk "Dubakale" orada başladı.

          Sonuncu "Dubakale" Andımız'ın pervasızca sayısal çoğunluğun gücü, "ben yaptım oldu" zihniyetinin hoyratlığı ile kaldırıldı.
          Sağcısı, solcusu yok bu işin artık, "Dubakale" diyecek halimizde vaktimizde kalmadı. Artık heryer kokmaya başladı...KOKUYOR:::

    ÇÜRÜK

    İnsanların elleri gözleri kalpleri kokuyor
    açlıktan nefesleri kokuyor
    çürüyen dişleri derileri beyinleri kokuyor
    duyguları düşünceleri sesleri sözleri kokuyor
    yazdıkları okudukları kokuyor
    çürüdükçe kokuyor
    kitaplar dergiler afişler mektuplar kokuyor
    dostluklar aşklar arkadaşlıklar kokuyor
    havalandırılmamış odalar kokuyor
    havalandırılmış odalar kokuyor
    sofalar evler apartmanlar kokuyor
    mahalleler şehirler memleketler kıtalar kokuyor
    çürüdükçe kokuyor
    duymuyor musunuz kokuyor
    kokuyor kokuyor kokuyor kokuyor...
    Melih Cevdet ANDAY

    Sanki bugüne yazılmış.. Siz hala kokuyu duymadınız mı?


29.10.2013
Ali BAYKALA
Okunma:  (  4386  )