Hayallerinize fırsat verin..
-
Sahi mutlu musunuz beyaz gömleklerini taktığınız kocaman kravatlarınızla, 8 ile 17 saatleri arasına hapsettiğiniz ruhunuz ile? Mutluluğu nerede ve nasıl aradığınızı bilemem ama Deniz'in mutluluk <> kariyer dediğini çok iyi biliyorum. Sizlerle kendisinin de izni ile yazısını paylaşıyorum..Kariyer Dedikleri : Elveda Yalan DünyaKariyer. Önce ilkokula gidersin. Okumayı öğrenmek, çarpım tablosunu ezberlemek en büyük kabusundur. Sonra, mahalledeki çocuklar rakibin olur. “Ayşe teyzenin oğlu Sedat, çoktan öğrenmiş okuma-yazmayı.” derler. En büyük rakibin Sedat oluverir. İstemesen de…Neden İstifa Ettim ?Sonra, Sedat’lar, Ahmet’ler, Mehmet’ler, Zeynep’ler diye uzar gider. En yakın arkadaşların, en büyük rakiplerin olur.Kolkola gezeceğin, beraber misket oynadığın, oyun oynarken kavga-dövüş hayatını beraber paylaştığın, yere düşüp dizi kanayınca silmeye çalıştığın en yakın arkadaşın bile rakibin olur. Çünkü O, önünde bekleyen onlarca sınavda geçmen gereken, aile yemeklerinde hep adı geçen Sedat’tır.Sonra, çocukken oynaman gereken oyunlar yerine; hiç bir zaman kullanmayacağın, hayatın boyunca ihtiyacın dahi olmayacak, sınav bitince 5 dakika sonra unutacağın bilgiler ile zihnini bulandıran derslere yoğunlaşırsın.Çünkü, Sedat senden daha çok çalışıyordur. Geçmen lazımdır, aileni gururlandırman gereklidir. Orta okul, lise, üniversite. Bunların hepsi, tek tek başarman gereken, hayatının olmazsa olmaz sınavlarıdır. Gerçekten isteyip istemediğini, bilmesen de.Çünkü, bu sınavları geçersen eğer, BÜYÜK ADAMolacağını söylerler sana. Kariyer dedikleri, akabinde gelen para ve gelir kalemleri, hayatından daha önemlidir. Çünkü sen BÜYÜK ADAM olmazsan, Sedat büyük adam olacaktır. Yenmen lazım onu.Derler. Başarı dedikleri şey, sabah 9, akşam bilmem kaçtır özünde. Ama kimse sana, HAYATTA BAŞARILI olmaktan bahsetmez.Sabah doğacak güneşi düşünüp heyecanlanmak yerine, söylene söylene metroya, metrobüse, otobüse bineceğinden; dünyanın en iyi üniversitelerinde okuyup, gün ışığını dahi göremeyeceğinden; hayatın boyunca nefret edeceğin bir mesleğin olabileceğinden; yılda zorla alacağın, belki de hiç alamayacağın 14 iş günü tatilinden kimse bahsetmez.Bankadaki hesabının sonundaki sıfırların, müzik, sanat, ilim, bilim, kültürden daha çok önemli olduğunu; “Paradan gerisi yalandır. ” sözleri ile hayallerinizi ve belki de, sevdiğiniz işi yapmamanız gerektiğinden bahsederler.“Aç kalırsın, çoluğuna çocuğuna nasıl bakacaksın, kira, elektrik, su parasını nasıl ödeyeceksin ?” derler. Her şey, paradır özünde.Onlar kırar senin ümidini ama ben, şimdi sana birazcık başına geleceklerden, onların daha önce, belki de hiç bahsetmedikleri bir dünyadan bahsedeceğim. Belki beni çok sevecek, haklı bulacak; belki de benden nefret edeceksin.Ama şimdi anlatacaklarımı, 61 ülke gezmiş, hem de bunu özel sektör gibi keskin pençeleri olan bir camiada yapmış 27 yaşındaki bir arkadaşın, kardeşin, küçüğün, büyüğün ne dersen de, birisi olarak farklı bir bakış açısından anlatacağım. Onlar demez ama ben diyorum : Sakın ama sakın, onları dinleme. Onlar, koca birer yalancı…Çok düşündüm. Bir yanım “Deniz. Yaz bu yazıyı. Anlat içinden geçenleri. Bilsin çocuklar. ” derken, öbür yanım “Sakın.” diyordu. Günlerce düşündüm. İşteyken, istifa etme aşamasında, işten ayrıldıktan sonra…27 yaşındayım. Hayatım boyunca hırsımdan, azmimden ve başarma duygusundan daha çok haz aldığım bir şey yok sanıyordum. Binlerce insanın işe girmek için sıraya girdiği şirketlerde iş sahibiydim.Takım elbiseler, kartvizitler, Beyler-Bayanlar, Plaza Dili, güneşi görmeden geçen günler, yalandan gülümsemeler, yalakalıklar, hayal kırıkları, ümitsizliler, mutsuzluklar. Hepsini gördüm.Yalanmış. En çok para kazanan insanlar, en iyi yerlere gelen yöneticiler, sırf hafta sonu küçücük 2 gün için, 5 gününü feda etmeye, hatta öylesine çok çalışıp, çocuğunun büyüdüğünü dahi görememeye “KARİYER” demişler.Sabah metroya binince gördüğüm asık yüzler, samimiyetsiz tokalaşmalar, dedikodular, yalanlar. Kariyer dedikleri buymuş. Mutluluk; para ile, kariyer ile alınmıyormuş. 5 buçuk sene sonra bunu öğrendim.Sırtıma aldığım çanta ile gezdiğim ülkelerden, 2 haftalık tatil sonrasında uçakta dönerken yüzümdeki “Allah kahretsin. Yarın yine işe mi gidicem yani !” serzenişi, en büyük hayal kırıklığımmış. Para kazanmak, kariyer sahibi olmak, bize yanlış anlatılmış. Meğer en büyük mutluluk, sevdiğin işi yapmakmış.1 yıldır Blog yazıyorum. 6-7 yıldır sürekli geziyorum. Bazen Anadolu’da, bazen Japonya‘da, bazen de Güney Amerika‘da… Kendimi bildim bileli, gözlerimi açtığım günden beri bir yerlere gitmeye çalışıyorum.“Meğer hayat ne güzelmiş !” cümlesini, ne dünyanın en büyük şirketlerinde düzenlediğim toplantılarda, ne de aldığım terfilerden sonra söyledim.Hayat, küçücük ömrümüzde yaşadığımız en güzel anlardan ibaretmiş meğer. Nedense hiç birisini, kariyerimde yaşadığım anların içerisinde göremesem de, en güzel duygu mutlu olmakmış aslında.5 buçuk yıllık kariyerimde, yüzlerce şirket gördükten, dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun olmuş bir o kadar insanla tanıştıktan sonra, aslında insanların ne kadar mutsuz, umutsuz vede karamsar olduklarını gördüm.50 hafta çalışıp, 2 haftalık izinlerinde çektikleri mutlu-mesut fotoğrafların bilgisayarlarının arka planlarında kaplı olup, aldıkları maaşlardan ve ünvanlardan sonra bile hala ne kadar motive olmadıklarını, üzgün, buruk, hayalsiz olduklarını gördüm.İstifa etmek kolaydır. Önemli olan, bundan sonraki planlarınızdır.20 sene çalışıp bir ev sahibi olmak uğruna; 5 gün çalışıp, hafta sonu 2 gün için bekleyişlerine ; sırf Sedat daha iyi giyindiği için, sosyal toplum yani popülist kültür yozlaşmasına uyum sağlamak adına dünya kadar para harcadıkları kıyafetlerin, meğer yaşamaktan daha önemli olduğuna şahit oldum.Aşık oldukları insanlarla, sarılınca elleri-ayakları titrediği için değil, hayatında değişiklik istediği için evlendiklerine ; evlilikleri bozulmasın diye, çocuk sahibi olduklarına; mutlu olmak için gösterişli hayatın olması gerektiğine inanan binlerce insanın, meğer ne kadar mutsuz olduğunu gördüm.O yüzden, bu hayatın benim için doğru hayat olmadığına, sağlımı kaybetmek riskini alıp, adına da “Kariyer” demenin saçmalığına inanmadığım için; pazar akşamı elimde kumandam ile saçma sapan TV programları izleyerek, pazartesi günü işin olacağını bilerek hayatıma devam etmenin günümüzün en büyük köleliği olduğuna inandığım için; istediğim saatte uyuyup, istediğim saatte uyanamadığımı farkettiğim için ; hayatımın en güzel günlerini yaşadığım tatillerimin bile, şirketten alacağım izinlere bağlı olmasını, bir türlü aklım almadığı için ELVEDA demek istedim.Bundan sonra daha çok gezip, daha çok anlatıp, daha çok gülmeyi planlıyorum.Bilmiyorum. Doğru mu yaptım, yoksa yanlış mı ! Ama bildiğim tek bir şey varsa, para dedikleri, kariyer dedikleri şeyin, sırf toplumun bana dikte ettiği KOCA BİR YALAN olduğunu farkettiğim günden beri; insanoğlunun varoluşunun temelini oluşturan özgürlük kavramını, yollarda hissetiğim günden beri hayatın aslında ne kadar güzel olduğunu farkettiğim gerçeği, beni bu yola sürükledi.Küçükken doktor olmak isteyebilirsin, pilot da olmak isteyebilirsin. Belki de çocuk olduğun içindir. Ailen, eş-dost hepsi de mutlu olur bu hayallerinin, umutlarının, ideallerinin olmasından. Ama hiç birisi “Mutlu olmak istiyorum.” cevabını verdiğinde, seni anlamazlar. Onlar anlamaz. Ama ben anlarım.Her zaman bir B planınız olsun. Hayat, her şeye rağmen çok zordur. Biliyorum…O yüzden kardeşim ELVEDA diyorum. Başkaları için değil, kendim için, yaşamak için gidiyorum. Belki hataydı, belki de en doğru karardı. Bilmiyorum.Bildiğim tek şey, hayatta yediğin kazıklara, deneyim diyorlar. Sen, çok deneyim sahibi olma. Mutlu ol. Müzik, spor, artık neye yetkinliğin veya hayalin varsa onu yap. Para için değil, mutlu olmak için yap.Bu yazdıklarım herkes için geçerli değildir. Sadece, görmüş olduğum ve yaşadıklarımın özetidir.Ömrün boyunca ödeyeceğin kredileri düşünüp, çocuk sahibi olunca ödemen gereken borçlar seni mutlu etmedikten sonra; ailene-yakınlarına-arkadaşlarına da mutluluk veremezsin. Kahkaha atarken gözlerin gülmüyorsa eğer, kariyerin Allah cezasını versin. Sen mutlu ol. En büyük başarılar, tutku ile başlar. O yüzden hayallerinin peşinden git. Düş peşine. Tıpkı benim yaptığım gibi…Deniz Pehlivan…
Ali BAYKALA
Okunma: ( 1855 )